Buluntu Öykü I: Şinasi Şener’in İkinci Ölümü- Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanan Senaryodan ve Kurmaca Bir Günlükten Seçme Parçalar

Buluntu Öykü I: Şinasi Şener’in İkinci Ölümü- Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanan Senaryodan ve Kurmaca Bir Günlükten Seçme Parçalar

1 Şubat 2021 0 Yazar: artiz

Şimdi bakmayın, insanların bir an bile duraksamadan önünden geçip gittiğine. Bir an bile duraksamadan önünden geçip giden bu insanların karşısındaki eğilmiş görüntüsüne. Kurumuş dut ağaçlarına, çürümüş güllere, kesilmiş çam fıstığı gövdelerine. Çocukların onu taşlamasına, anaların uyarılarına, delilerin korkutmalarına. Şimdi bakmayın, yaşamaktan umudunu iyice kesmiş olmasına. Bir zamanlar o da tıpkı benzerleri gibi, olanca sarsılmazlığıyla dimdik ayakta duruyordu. Ta ki içten içe yanana, yanıp kül olana kadar.

Giriş yeterince iyi yazıldı mı? Umarım öyledir. Anlatacağım öyküye bağlanabilmeniz için umarım öyledir. Verilecek bilgilerin hepsini kullanarak merakımızı örseleyen, ilk anda karakterleriyle bağ kuramadığımız, etkilenmediğimiz bir girişten sonrasının ne önemi var öyle değil mi? 

Neyse, devam edelim.

Lütfen okuduğunuz bölümün belli belirsiz bir gölge gibi sizi takip etmesine izin verin. Hayır, henüz ana öyküye geçmedik. Öyküyü nasıl öğrendiğimden bahsettikten sonra aradan çekilmeliyim. Kişisel düşüncelerimin öyküye sızacağını ve öyküdeki kimi ayrıntıları değiştirmek isteyeceğimi hissettiğim için sizi öykünün kaynaklarıyla yalnız bırakmak istiyorum. Bana benzeyen tüm anlatıcılar, nesnelliklerini koruyamadan aktarabileceklerine inandıkları bir öykü keşfettiklerinde, hikâye adına doğrusunu yapmalıdırlar.

Ama önce,

Sinema öğrencisiydim. Bitirme tezi için ilginç bir konu arıyordum. Hocam, 1974 – 1980 tarihleri arasındaki seks filmleri dönemini önermişti. Evet, o dönem ilgiye değer olabilirdi. Seks filmleriyle karnını doyurmak zorunda kalanlar. Gelen teklifleri geri çevirip sinemayı bırakanlar. Popülaritesini bu filmlere borçlu olanlar. Ama seks filmleri furyasını ele alan tezler herkesin yazabileceği türden şeylerdi. On öğrenciden altısının aklına ilk gelen bu olabilirdi. Bense farklı bir şeyler arıyordum. Okullarda bahsedilmeyen, kimselerin bilmediği, yitip gitmeye yüz tutmuş bir sinema öyküsü.

Henüz tez konuma karar verememiş olsam da sinema araştırmalarımı sürdürüyordum. Sahnelerini neredeyse ezberlediğim Kanun Namına, Susuz Yaz, Sevmek Zamanı, Sana Layık Değilim, Vesikalı Yarim, Umut, Tatlı Dillim, Canım Kardeşim, Turist Ömer Uzay Yolunda filimlerini tekrar tekrar izliyordum. Bir yandan da sahafları geziyordum. Kıyıda köşede kalmış sinema kitaplarında aradığımı bulabileceğime inanıyordum.

Vapur düdüklerinin, tramvay çınlamalarının, klarnet taksimlerinin, kahkahaların, acıların iç içe geçtiği sisli bir Kadıköy akşamında sığındığım Menekşe Sahaf… -edebi açıdan epey vahim durumda olan bu uzun cümle için kusuruma bakmayın, metni yarıda bırakmanızı istemediğim için bazı ufak tefek süsler kullanmam gerekiyordu- Birkaç sinema kitabı karıştırırken Tufan Abi önüme, gece yeşili, ince bir defter bıraktı.

“Geçen gün getirdiler,” dedikten sonra iki de çay söyledi.

Eve döner dönmez defteri okumaya başladım. Sayfalarının çoğu sararmış, kimi sayfaları kopmuş defterdeki satırlar, ŞenerFilim’in sahibi Şinasi Şener’in asistanı Hulki Güner tarafından kaleme alınmıştı. O ana dek ne ŞenerFilim’den ne Şinasi Şener’den ne de Hulki Güner’den haberdardım. İnternette yaptığım araştırmalardan da fazla bilgi edinememiştim.

Yeşil defter iki bölümden oluşuyordu. İlk bölümü bir günlüktü. İkinci bölümüyse bir senaryonun çeşitli sahnelerinden ibaretti. Ben, okuduğum iki bölümü parçalara ayırıp kendimce bir kurguyla birleştirerek (tabii günlüğün de senaryonun da zamansal akışına müdahale etmeden) yayımlamayı ve okurlara öyküyü bu şekilde sunmayı uygun buldum. Tezim için yetersiz bir kaynağa ulaştığımı düşünüyorum. Ama belki de bilet koçanını ömür boyu saklamak isteyeceğim bir sinema öyküsü keşfetmişimdir. Artık aradan çekilebilir ve sizi öyküyle başbaşa bırakabilirim.

Bir Köşk Yangını

        İç / Gece – Büyük Salon

Sahne 1 ————————————————————

Şinasi Şener, Rüya Şener

Pırıl pırıl mobilyaların olduğu, tavanında kristal taşları ışıldayan, geniş bir avizenin bulunduğu büyük salondaki kalabalık Şinasi Şener’in köşkte verdiği davette eğlenmektedir. Pencere kenarında yüksek bir sehpanın üzerinde duran bir gramofonda batı esintili yumuşak parçalar çalmaktadır. Şinasi Şener Rüya Şener’le büyük salonun girişinde konuşmaktadır.

RÜYA ŞENER
: Emin misiniz Şinasi Beyciğim?

ŞİNASİ ŞENER

: Bu düşünceyi kaç zamandır kafamda evirip çeviriyordum. Evet, başarabileceğime itimadım tam.

RÜYA ŞENER

: Demek artık Şener Kundura…

ŞİNASİ ŞENER

: ŞenerFilim…

RÜYA ŞENER

: Biliyorsunuz kunduracılık size mirastı.

ŞİNASİ ŞENER

: Öyle, öyle Rüya Hanımcım, filimler de benden sonra ona layık olana miras kalacak.

RÜYA ŞENER

: Bunca inadınız niçin?

ŞİNASİ ŞENER

: Çocukken, babamın fabrikasına gider gelirdim. Boşu boşuna senelerce ciğerimi inciten deri kokusunun, bakışlarımı karaktan boyaların içinde kunduracılık yapmak için doğduğuma inandım.

RÜYA ŞENER

: ŞenerFilim, nasıl isterseniz Şinasi Beyciğim, mesut olacağınızı hissediyorum.

Şinasi Şener, Rüya Şener’in ellerini tutar. Gramofondaki parça değişmiş, yumuşak bir dans müziği başlamıştır.

Hulki Güner’in Günlüğü’nden

20 Kasım

Bugün Şinasi Şener Beyefendi bağırıp çağırarak çalışma odasına girdi. Ekseriya yaptığı gibi beni bir güzel payladı. Elleri titreyerek cebinden bir gazete ilanı çıkardı. Kanun Namına filmi hakkındaki ilanı yüksek sesle okumamı istedi. Ben ilanı okurken Şinasi dosyalanmış mukavelelerin durduğu masanın yanındaki iskemleye oturdu. Filmi izlediğinden ve çok beğendiğinden bahis açtı. Hatta Ömer Lütfi Bey’i bizzat tebrik ettiğini söyledi. Vaziyeti o anda idrak edebilmiştim. Patronumun o ince bıyıklı beyefendiye öfkesi hâlâ dinmemişti fakat artık, Kanun Namına gibi bir sinemasal hadisede rol alabilmek için bizim teklifimizi geri çevirmesini anlayışla karşılayacaktı.

15 Şubat

Bahçedeki tüm ağaçlar derin, bembeyaz bir sessizliğe büründü iyiden iyiye. Dışarı çıkmak ihtimâl dahilinde değil. Şinasi Şener Beyefendi’yle hemen her gün çalışma odasına kapanmayı sürdürüyoruz. Köşkteki misafirimiz de bizimle birlikte. Harika Uygun. Tavsiyelerimizi can kulağıyla dinliyor, ne söylenirse tasvip ediyor. Kendini bu işe adayacak gibi. Şu sıralar başrolünde onun oynayacağı tarihi bir filim arayışındayız. Halk tarihi filmlere düşkün. Niyetimiz bu sayede, henüz sinema camiasında adı sanı duyulmayan Harika Uygun’u parlatmak. Biz büyük bir ihtimamla çalışırken, köşk ahalisi odaların en ferah kısımlarında daima izdivaç hazırlıklarından, gelecek mesut günlerden konuşuyor. Şinasi Şener Beyefendi’nin eşi Rüya Şener’in ve kızları İpek Şener’in konuşurken nefeslerinin kesilmesi, yüzlerinin kızarması epey hoşuma gidiyor.

        Dış / Gün – Cami Avlusu

Sahne 2 ————————————————————

Hulki Güner, Tarık Şener, Ragıp Arca

Hulki Güner ve Ragıp Arca cami avlusunda beklemektedirler. Önlerinde bir tabut, tabutun yanında da Şinasi Şener’in gençlik fotoğrafı vardır. Fotoğrafta sakalsız olan Şinasi Şener’in çenesinin bitiminde bezelye büyüklüğünde, siyah bir doğum lekesi bulunmaktadır. Cami avlusunun bir köşesinde ise otuzlarında bir adam onları izlemektedir.

RAGIP ARCA

: İşe dönmem icap eder. (fısıltıyla)

HULKİ GÜNER

: Eksik olma Ragıp Abi geldiğin için sağ ol. Sete mi gideceksin?

RAGIP ARCA

: Önce taksiye çıkmalı, set akşama. Temiz bir dayak yiyeceğim yine. Bu defa sıkı çalıştım.

TARIK ŞENER

: Pekâlâ abi, görüşürüz o hâlde.

RAGIP ARCA

: Bir şey lüzum ederse…

TARIK ŞENER

: Zannetmem, eğer gerekirse ararım.

RAGIP ARCA

: Neden kimse yok Hulki? Hayret yani.

TARIK ŞENER

: Şinasi Şener Beyefendi’nin son dönemini biliyorsun Ragıp Abi. Hemen herkese küsmüştü. İpek Hanım neden gelmedi ben de bilmiyorum.

RAGIP ARCA

: Ölüm mevzu bahis olunca her şey unutulur derdim ya neyse, selametle Hulki.

HULKİ GÜNER

Sağ olasın abi.

Ragıp Arca cami avlusundan ayrılır. Taksisine biner. Camiden uzaklaşır. Hulki Güner’in başı öndedir, tabutla yalnız kalmıştır. Karışık hislere kapılıp gitmektedir. Bir insan için o olmadığından emin olsa bile birisinin cenazesine ikinci defa katılmanın aynı üzüntüyü katbekat fazla yaşamanın tuhaflığını düşünür. Cami avlusunun köşesindeki adam Hulki Güner’e yaklaşır.

TARIK ŞENER

: Şimdi ne olacak Hulki Bey?

HULKİ GÜNER

: Merhum defnedildikten sonra sizi babanızın asıl mezarına götüreceğim.

TARIK ŞENER

: Üç gün içinde yurt dışına dönmem gerek, şu durumun aslını öğrenebilecek miyim?

HULKİ GÜNER

: Elbette lakin önemli bir hadise daha var.

TARIK ŞENER

: Bu saçma sapan olayda tek önemli hadise olduğunu zannetmiyorum.

HULKİ GÜNER

: Babanızın vasiyeti anneniz hakkında renkli bir filim çekilmesiydi. Siz de onaylarsanız vasiyetle ben ilgileneceğim.

TARIK ŞENER

: Ne yaparsanız yapın, ablamla ve yeğenimle ilgilenmeyi ihmâl etmeyin yeter. Bir de buraya geldiğimden onlara söz etmeyin.

Hulki Güner’in Günlüğü’nden

21 Mayıs

Ön odalar öğle vaktinden sonra epey ısınıyordu şimdi. Büyük salonun mobilyalarını örten beyaz çarşaf bir hafta evvelden kaldırılmıştı. Bahçeye de çardak kurulmuştu. Merasime yaraşacak sıcaklıkta bir gündü. Şinasi Şener Beyefendi’nin talimatları doğrultusunda konukları karşıladım ve arzularına göre ya büyük salona yahut da bahçeye kadar onlara eşlik ettim. Konuk listesinin tamamlanmasının ardından hem bahçede hem de büyük salonda nikâh kıyıldı. Şinasi Şener Beyefendi’nin eşi Rüya Şener Hanımefendi’nin isteği, kızının da kendi nikâhının kıyıldığı büyük salonda mutluluğa adım atmasıydı. Kızı Rüya Şener’se, artık Rüya Özdemir, merasimin bahçede gerçekleşmesinde ısrar ediyordu. Böylece çiftimiz iki defa evet demek zorunda kaldı. Belki de bu, mutluluklarının ne ölçüde sağlam olacağının işaretiydi. Rüya Şener evet derken, bir kız kardeş masumiyetinde ve güzelliğindeydi. Banka müfettişi Çetin Özdemir’in onu üzmeyeceğini temenni ederim.

Ayrıca bugün ilk defa Şinasi Şener’in masasında, mühim sinemacılarla birlikte oturdum. Masada kimler yoktu ki, bestekâr Sıtkı Esin, oyuncular Lale Gür, Sevda Tuna, Göksel Ar, Taner Ergin, Rifat Sipahi, kameramanlar Yorgo, Tito, yönetmen Nejdet Sunar. Şinasi Şener Beyefendi sanki bir defa da olsa, onun asistanı olmamdan öte başka, vazgeçilemez bir anlam taşıdığımı hatırlamış, hatırladıklarını bana da hissettirmişti.

10 Ağustos

Harika Uygun için tarihi film arayışından vazgeçip Istırap Sokak isminde bir melodramda karar kılmıştık. Harika Uygun bu filmde annesini öldürmekle suçlanan kadersiz bir genç kız rolündeydi. Onun masum görüntüsü bu film için çok uygundu. Şinasi Şener Beyefendi, edebiyatla da alakadar olan Cemil Tunca Beyefendi’den bir senaryo yazmasını istemişti aylar evvel. Senaryo biter bitmez çekimlere başlamıştık. Reji tabii ki Şinasi Şener Beyefendi’ydi. Ben de setin işleyişini sağlıyordum. Bugün çekimler sonlandı, filmleri apar topar laboratuvara götürdük. Böylece, Harika Uygun’un sinema serüveni resmen başlamış oldu.

Bir Köşk Yangını

         Dış / Gece – Köşk Bahçesi

Sahne 3: —————————————————–

Hulki Güner, Kerim Özdemir

Kerim Özdemir kurumuş güllerin meyve vermeyen dut ağaçlarının
kozalaklardan yoksun çam fıstığı ağaçlarının olduğu köşk bahçesindedir. Sağ elinde çerçeveli bir fotoğraf taşımakta ve gözlerindeki alevlerle, yanan köşkü izlemektedir. O esnada Tarık Şener bahçenin paslı demir kapısını iterek bahçeye girer. Koşarak Kerim Özdemir’in yanına gelir. Onu iki omzundan tutarak sarsar.

HULKİ GÜNER

: Kerim, Kerim n’aptın sen? (bağırarak)

Kerim Özdemir hâlâ yanan köşkü izlemektedir.

KERİM ÖZDEMİR

: Dedemle annem, dedemle annem. (fısıltıyla)

Köşkten çığlıklar duyulur.

Hulki Güner’in Günlüğü’nden

13 Nisan

Bugün Şinasi Şener Beyefendi’yle bankaya gittik. Şinasi Şener Beyefendi bir miktar para çektikten sonra çektiği paraları üzerlerinde isimler yazılı ayrı zarflara bölüştürüp bendenize takdim etti. Paraları köşk çalışanlarına dağıtmamı istedi. Şimdiye kadar bana parayla alakalı bir iş vermemişti. Zarfları aldıktan sonra köşke gitmek için bankadan çıktım. Şinasi Şener Beyefendi akşam gecikeceğini köşktekilere iletmemi istedi. Muhsin Bey aramış, Halıcı Kız filminin gösterimi için. Şinasi Şener’in gözlerinin içi gülüyordu. İlk defa renkli bir film izleyecekti üstelik bu film için dışarıdan sermaye bulunmuştu. Şinasi Şener Beyefendi’nin bu konuda çekinceleri vardı. Sermaye sahiplerinin para akışından sonra filmlerin her detayına müdahil olmak isteyeceklerini öngörüyordu. Yine de para gereksinimini yadsıyamıyordu. Ondan ayrıldıktan sonra köşke gittim. İlkin bahçıvana parasını götürdüm ardından köşk kapısını çaldım. Kapıyı Aynur açtı. Adına yazılmış olan zarfı ona uzatırken Harika Uygun’un geldiğini, çalışma odasında Şinasi Şener Beyefendi’yi beklediğini söyledi. Mecburen aşçıya gitmesi gereken zarfı da Aynur’a verdim. Çalışma odasının kapısına yaklaştığımda içeriden gelen gülüşmeleri duyuyordum. Kapıyı açtım. Harika Uygun Çetin Özdemir’le içerideydi. Bir müddet beni fark etmediler.

20 Aralık

Epey bir vakit doğumhanenin kapısında bekledik. Şinasi Şener’in sakallarını sıvazlayarak; ara sıra, “Nerede bu haddini bilmez oğlan? Benim kızım buralardayken o nerelerde sürtüyor?” diye söylenmeleri dışında sadece hastahane koridorlarına sığınan sesler işitiliyordu. Rüya Şener Hanımefendi kocasını sakinleştiremiyordu. Yanıma gelip usulca; “Oğlum, sen yanında ol, seni dinler belki,” dedi. Oğlum kelimesinden sonrasını anlamakta zorlandım. Elim ayağıma dolaştı. Nihayetinde kuruntu yaptığıma karar verip bir ileri bir geri dolanan Şinasi Şener Beyefendi’nin yanına gittim. Tam konuşacaktım ki doğumhanenin kapısı açıldı. Gökyüzlü bir hemşire dışarı çıktı. “Oğlan,” dedi. “Oğlan oldu.”

Bir Köşk Yangını

        İç / Gece – Çalışma Odası

Sahne 4: —————————————————–

Kerim Özdemir

Kerim Özdemir köşkün Şener Filim için ayrılan çalışma odasındadır. Kapı aralığından, dedesinin karşı odaya girdiğini görür. Kapıyı usulca kapatır. Çalışma odasında maun ağacından iki siyah masa,
metalden bir dosya dolabı, dosya dolabının yanındaysa ceviz ağacından, el oymalı kahverengi bir sandık vardır. Masalardan
birinin üzerinde dosyalanmış mukaveleler durmaktadır. Odanın duvarlarında Şener Filim bünyesinde çekilen Istırap Sokak, Pul,
Sisler Bulvarı, Karanlık Söndüğünde filmlerinin afişleri asılıdır. Kerim Özdemir sandığın yanına gelir. Pantolonunun sağ cebinden bir anahtar çıkarır. Anahtarla sandığı açar. Sandığın içinde Kerim Özdemir’in dedesi Şinasi Şener’in torununa bırakacağı miras vardır. Dedesinin sinemaya başladığı günden itibaren kaçak yollarla edinip biriktirdiği film makaraları oradadır. Kerim Özdemir, Kanun Namına yazılı makaradan başlayarak, filmleri söker. Söktüğü filmleri çalışma odasına fırlatır. İşini tamamladığında, dedesinin masasının üzerinde duran çerçeveletilmiş dört fotoğraftan, annesi İpek Şener’e ait olanı alır. Kapıya yaklaşır. Cebinden bir çakmak çıkarır. Kapıyı açar. Odanın dışında çakmağı yakıp, otuz beş mm filimlerin üzerine
atar ve kaçar. Oda hızla alev alır.

Hulki Güner’in Günlüğü’nden

5 Eylül

Bugün Şinasi Şener Beyefendi ve Ragıp Arca’yla Artist Kahvehanesi’nde oturduk. Şinasi Şener Beyefendi yıllar evvelinden Ragıp Arca’yı Yalnızlar Rıhtımı filminin başrolünde oynatmak istemişti. İlk söylediğinde tuhaf karşılamıştım zira karşımdaki beyin oyunculuk deneyimi figüranlıktan öte değildi. Hem ilk defa başka yapımcılar namına film çekecektik. Ali Kaptanoğlu senaryoyu yazmıştı bile. Yapımcılar bizden haber bekledi günlerce. Şinasi Şener Beyefendi oyuncu seçimini yapımcılara bildirdiğinde ret cevabı aldı. Filmi de Ömer Lütfi Bey devraldı. Tabii bu Şinasi Şener Beyefendi için katlanılamaz bir durumdu. Bir kırk dakika kadar oturmuştuk ki Ragıp Arca’nın bir arkadaşı masamıza gelip kendini takdim etti. Şinasi Şener Beyefendi uzun müddet bu arkadaşa baktı. Ragıp Arca’yla ben tuhaf bir benzerlikten doğabilecek gizemli hislerin etkisi altındaydık. Şinasi Şener Beyefendi’ninse aynaya bakar gibi olduğundan eminim.

16 Haziran

Karanlık Söndüğünde filminin galasından sonra köşke geçmiştik. Bir önceki filmimiz, Pul, Harika Uygun’a rağmen bizi feci zarara uğratmıştı. Renkli filmlerin iyice arttığı bir dönemde Şinasi Şener Beyefendi’nin siyah beyaz film çevirme inadı sürüyordu. Buna rağmen Karanlık Söndüğünde umduğumuzdan da iyi karşılandı. Harika Uygun dakikalarca ayakta alkışlandı. Şinasi Şener Beyefendi tebriklere boğuldu. Köşke döndüğümüzde epey bir vakit Harika Uygun’u bekledik. Bir ara alkışlar ve çığlıklar duyduk. Köşk penceresinden baktığımızda, birkaç kişinin Harika Uygun’un otomobilini ittiğini gördük. Otomobili takip eden pek çok kişi de vardı. Harika Uygun otomobilden indiğinde herkes bağıraşmaya başladı. Onunla evlenmek isteyenlerden, onu kendi kızı gibi görenlere herkes Harika Uygun’un yanındaydı.

Bir Köşk Yangını

         Dış / Gece – Köşk Bahçesi 

Sahne 5: —————————————————–

Kerim Özdemir, Şinasi Şener (60), İpek Şener (39)

Köşke erken dönen Kerim Özdemir, kimseye görünmeden bahçeye geçmiştir, şimdi çam fıstığı ağacının altında uzanmış, başının üzerindeki kozalakları, gökyüzündeki ayı ve tüm heybetiyle karşısında duran köşkü izlemektedir. O esnada, Şinasi Şener ve İpek Şener köşk balkonuna çıkar. Hararetle bir şeyler konuşmaktadırlar. İpek Şener Şinasi Şener’i iterek içeri geçmeye çalışır. O sırada Şinasi Şener tüm kuvvetiyle İpek Şener’i kendisine çeker, onu dudaklarından öper. Kerim Özdemir çam fıstığı ağacının altından tüm olan biteni izlemiştir ne hissedeceğini, ne yapacağını bilemez.
Köşk kapısı açılır, İpek Şener koşarak köşkten ayrılır. Kerim Özdemir’in gözleri dolar. Açık kalan kapıdan köşke girer.

Hulki Güner’in Günlüğü’nden

7 Ocak

Şinasi Şener Beyefendi gözleri kızarmış bir vaziyette çalışma odasına girdi. Alakadar olduğum her şeyi ertelememi istedi. Sesi titriyordu. Harika Uygun’un bizimle işinin kalmadığını söyledi. Herkesten gizli ErtemFilim hesabına üç filimlik anlaşma imzalamış,
artık ŞenerFilim’le hiçbir münasebeti olamaz, diyerek vaziyeti açıkladı. Şinasi Şener Beyefendi, Harika Uygun meselesini kapattıktan sonra elime bir hesap numarası tutuşturdu. İlk olarak bankaya gitmemi ve her ay bu hesaba beş bin lira aktarılması, talimatı vermemi istedi. Bankanın ardından Çetin Özdemir için bir uçak bileti almamı rica etti. Almanya’ya sadece gidiş. Tüm söylenenleri yerine getirmek için odadan çıktım.

20 Kasım

Rüya Şener Hanımefendi’nin ölümünün ardından bir yıl geçti. Bir yıldır Şinasi Şener Beyefendi filimler hakkında konuşmadı. Tek bir film çekmedi. Hiçbir sinema davetine katılmadı. Çalışma odasına adımını atmadı. ŞenerFilim’le alakalı tüm münasebeti benden aldığı bilgilerle sınırlıydı. Şinasi Şener Beyefendi’nin tüm bu zaman boyunca aksatmadan yaptığı tek şey büyük salona kimseyi sokmadan kendisini oraya kilitlemekti. Herkes orada ne yaptığını merak ediyor, İpek Şener Hanımefendi iyice endişeleniyordu. Yalnız bir defa, evde kimse olmadığını düşünmüş olacak ki Şinasi Şener Beyefendi büyük salonun kapısını aralık unutmuştu. İçeriye baktığımda, Şinasi Şener Beyefendi’nin yeşil yüzlü tekli koltuğa oturmuş, büyük salonun kristal taşlı avizesinin tozunu aldığını gördüm. Önce, tıpkı Rüya Şener’in yaptığı gibi usul usul toz alıyordu ama sonra hızlanıyor, toz bezini tüm kuvvetiyle avizede gezdiriyor, işe ara verdiğinde nefes nefese kalıyordu. Bundan kimseye bahsetmedim.

Bir Köşk Yangını

         İç / Gündüz – Büyük Salon

Sahne 6: —————————————————–

Büyük salondaki koltukların yüzleri yırtıktır. Gül desenli perdelerin sol üstteki uçları kornişten çıkmıştır. Döşemelerde siyah izler vardır. Dışarıya bakan lekeli pencerelerden birisi açıktır. Salonun tavanında asılı kristal taşlardan oluşan geniş avize toz içerisindedir. Üstelik taşlardan bazıları eksiktir. İçeriye sert bir rüzgâr girer. Avizedeki taşlar birbirlerine çarpmaya başlar.

Bir Köşk Yangını

         İç / Gündüz – Banyo

Sahne 7: —————————————————–

         Şinasi Şener

Şinasi Şener altın yaldızları dökülmüş banyo aynasına bakarak, usturayla tıraş olmaktadır. Lavabonun kenarında tıraş fırçası ve köpürtülmüş sıcak suyun olduğu derin bir kap vardır. Şinasi Şener usturayı suya batırdıktan sonra çenesinin bitiminden başlayarak boğazına doğru usulca kaydırır. Şinasi Şener yüzünü buruşturur. Çenesinin bitiminde bir kesik açmıştır. Kesikten üç damla kan köpürtülmüş suya damlar. Şinasi Şener aynaya bakmaktadır.